PRATİK BİLGİLER


          HANGİ LEKE NASIL ÇIKAR?
Hardal Lekesi: Lekeye gliserin sürüp deterjanla ovalayarak yıkayınız.Leke çıkmıyor ise alkolle siliniz.(Renkli ve sentetik kumaşlarda 1 ölçek alkol ,2 ölçek su karışımı kullanılmalıdır.
Kan Lekesi: Soğuk suda 30 dakika kadar bastırınız.Şayet leke çıkmıyor ise aynı sürede su+amonyak (4 litre suya 3 çorba kaşığı amonyak ) karışımına bastırınız.
Krema,Dondurma Ve Süt Lekesi: Soğuk suya bastırıp lekeli  yeri deterjanla ovalayınız.Çıkmıyorsa kumaşa uygun ölçüde beyazlatıcı uygulayınız.Küf Lekesi Küf lekeleri kısa süre içinde temizlenmelidir.Leke deterjanlı suyla yıkanmalı,çıkmıyorsa oksijenli suyla (%3 oranında) silinmelidir.
Meyve Lekesi: Lekeli kumaşı bir kap ağzına gererek soğuk su dökünüz.Leke sıcak su kullanılmadan soğuk su ile silinmeli ve gliserin uygulanmalıdır.Birkaç saat bekletildikten sonra,birkaç damla beyaz sirke ile silinip durulanmalıdır.
Mürekkep Lekesi: Lekeli yeri  soğuk suya tutarak mürekkepli suyun  akması bitene kadar bekleyiniz.Daha sonra limonlu su ve deterjanla ovalayınız.Beş dakika bırakıp yıkayınız.
Ot Lekesi: Lekeyi deterjanla ovalayınız.Kumaş,beyazlatıcı kullanılabilir cinstense,çamaşır suyu  ile yıkayınız.Yünlüler alkolle ovalanmalıdır.(renkliler için 1 ölçü saf alkol+2 ölçü su karışımı)
Yağlı Boya Lekesi: Leke kurumadan tiner kullanılarak çıkarılmalıdır.Daha sonra deterjanla ovalanıp yıkanır.
Yanık Lekesi: Kumaş beyazlatıcı kullanmaya elverişli ise yıkama suyuna ilave edilebilir.Yünlülerdeki  fazla yanıklar için leke üzerine oksijenli suya batırılmış bir bez örtülür.Bunun üzerine kuru bir bez konarak  ütülenir.İyice  durulanır ve yıkanır.
Ter Lekesi: Lekeli kısmı amonyak şişesinin açık ağzı üstüne tutarak kumaşa  rengini iade edin.İçine yarım çay kaşığı sirke konulmuş ılık suyla yıkayın.Sonra leke yerine pepsin uygulayın. Yarım saat kendi haline bırakın,sonra bu kısmı fırçalayın.
Zift Lekesi:Lekeyi yumuşatmak için üzerine  vazelin sürün.Sonra da bu kısmı karbon tetraklorür ile yıkayın.
Boya Lekesi:Lekeli kısmın üzerine bir bez koyun.Tersinden arap sabunu ile silin.Bu silme işlemini boyanın rengi çıkana kadar sürdürün.Eğer leke çıkmaz ise bir kez de terebentin ile silin.
Çay Lekesi:Pamuklu ve yünlülerde,Leke tazeyse,ılık suya bastırılmış bir bezle ovulur.Eskimiş ise,içine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk parçasıyla silinir.Ilık su ile çalkalanır.
Sigara Kokan Kazaklar: Sigara dumanı kokan yün kazaklarınız fazla kirli değilse içine,bir çorba kaşığı tuz attığınız bir litre suya batırarak bir saat kadar tutun.Kazaklarınız,tertemiz olacak ve kokudan da eser kalmayacaktır.
Ütüden Sararan Elbiseler:Elbise hemen oksijenli su ile silinirse sararan yerler kaybolur.Ayrıca elbiselerin fermuarları yıkarken bozuluyorsa,makineye atmadan önce kapatılmalıdır.
Yün Kazaklar: Yün kazaklar yıkandıktan sonra,son suyuna bir tatlı kasığı gliserin konursa,sertleşmez. <
Gömlek Yakaları: Gömleklerin yakalarındaki kirleri gidermek için,gömleği makineye atmadan önce,yaka kısmına sabun sürülüp 15 dakika bekletilir.Yün kazaklar ve pamuklu bluzlardaki yağ lekeleri için de aynı işlem yapılır.Renkli gömlekleri yıkamadan önce 1-2 saat sirkeli suda  bırakılırsa renkleri daha canlı olur.
Blucinler: Blucinlerin rengini kaybetmemesi için,yıkadıktan sonra 45 dakika tuzlu soğuk su içinde tutulmalıdır.Sonra yeniden çalkalayıp asılmalıdır.
Kalorifer İsleri:Kaloriferlerin duvarlara yaptığı is lekelerini temizlemek için kuru bezin üstüne karbonat koyarak bununla duvarlar silinir.
Metal Eşyayı Parlatmak:Metal eşyalarınızı parlatmak için,oksijenli suya batırılmış bir bezle silin,eğer temizlemek de istiyorsanız içine birkaç damla alkol de katabilirsiniz.
Mücevher Temizliği:Platin ve pırlanta mücevherlerinizi temizlemek için onları on saat kadar doksan derecelik saf ispirto içinde kurutmalı ve ince bir kağıtla parlatmalısınız.
Mermerler Nasıl Temizlenir:İki çorba kaşığı toz halinde sodayı iki kaşık toz tebeşir ve bir kaşık toz halindeki sünger taşıyla karıştırarak ince elekten geçirin.İçine su katarak bir hamur yapın ve bununla mermeri yıkayıp kurulayın.
Altın Eşyaların Temizliği:Bir litre suya 15 gram rendelenmiş beyaz sabun  ve yüz gram amonyak atın.Bu suyun içine temizlemeniz gereken altın,süs eşyalarını koyun ve kırk beş dakika bırakın. Çıkardıktan sonra soğuk su ile iyice çalkalayın ve yumuşak bir deri parçası ile kurulayın.
Alüminyum Eşyaların Temizliği:Sert teller ve ovma tozlarından kaçınmak gerekir.Bunların yerine,çok gerekirse,ince özel bulaşık telleri kullanılmalıdır.Ama en iyi temizleme yolu,dört bardak sıcak suya 10 gram amonyak,50 gram toz boraks karıştırıp,kapları bununla ovmak gerekir.Bol suyla çalkaladıktan sonra pırıl pırıl oldukları görülecektir.
Bavul Ve Çantaların Temizliği:Bavulları yapıldıkları malzemeye göre temizlemek gerekir.Plastikten olanları deterjanlı su ile silmek, sonra duru su ile ovmak gerekir.İçlerine dolmuş tozlar elektrik süpürgesi ile alınabilir.Deri bavullar ise yumuşak ve kuru bir bez ile silinmelidir.Gerekiyorsa bunlar deri cilası ile parlatılıp öyle kaldırılmalıdır.
Kristallerin Temizliği:Kristalleri yıkadıktan sonra içine sirke ve tuz konmuş su ile durularsanız pırıl pırıl olurlar.
Gözlük Camlarının Temizliği:Gözlük camlarını çizmeden parlatmak için,bir damla alkol,ya da sirkeden yararlanabiliriz.
Sigara Küllüklerinin Temizliği:Sigara küllüklerini tuzla silerseniz pırıl pırıl olur.
Lavaboyu Temizlerken:Tuz lavaboların temizlenmesi de çok iyi yardımcıdır.Kötü kokuları giderdiği gibi bastırılarak silince iyide temizler.
Melamin Tabaklar:Melamin tabaklarınızda  yıkadığınız halde çıkmayan  lekeler varsa bunları yok etmek için diş macunundan yararlanabilirsiniz.
Su Geçirmez Kağıt:Bir miktar suya aynı oranda sülfirik asit katın.Bu kağıdı da bu suya daldırıp çıkardıktan sonra  bol suyla yıkayın.Sonra amonyaklı suya batırın.Yumuşak,kolay yırtılmayan  ve su geçirmez bir kağıt elde etmiş olursunuz.
Vazodaki Çiçekler:Vazodaki çiçeklerin uzun ömürlü olması için suyuna bir kaç damla çamaşır suyu katılır.
Çiçekleri Uzun Süre Muhafaza Etmek İçin:Uzun süre için evinizden ayrılırken çiçeklerin kurumasını önlemek için saksıları bir karış derinliğinde su ile doldurulmuş bir küvetin içine koyabilirsiniz. Böylece çiçekler,burada iki ay kadar kalabilirler.
Çaydanlığı Kireçten Kurtarmak:Çaydanlığı kaplayan kireçten temizlemenin en pratik yolu,çaydanlığı yarı yarıya sirkeli su ile doldurarak,kaynayana kadar ısıtmaktır.Birkaç saat sonra kireç tabakası kolayca çıkacaktır.
Çatal Bıçak Temizlerken:Çatal bıçağınız üzerinde lekeler oluşmuşsa,onları çamaşır suyuna batırabilirsiniz.Çamaşır suyu hem temizler hem de mikroplardan arındırır.Daha sonra iyice durulayın.
Bardakların Çatlamaması İçin:Çay,süt,kahve ya da çorba gibi çok sıcak içecekleri koyarken,cam bardakların ya da kaselerin çatlamasından endişe duyarız.Bazı hallerde bunların her birini ılık suyla ısıya alıştırmak da mümkün olmayabilir.Bu takdirde bardaklarınızı ıslak bir bezin üzerine koyup doldurun.
Halıları Parlatmak:Halılarınızın pırıl pırıl parlamasını istiyorsanız, haftada bir kere içine birkaç damla amonyak damlattığınız ılık su ile silmeniz yeterli olacaktır.Ayrıca renginin daha canlı olması isteniliyorsa,en son suyuna sirke konulabilir.
Halılardaki Yağ Lekeleri:Halıdaki yağ lekesini kolayca çıkarmak için,önce iyice  süpürün,sonra  da lekeli kısmı neft ya da benzinle ovalayarak silin.Lekeden eser kalmayacaktır.
Mutfak Emniyeti:
-İçinde patlayıcı ve çabuk alev alan maddeleri mutfağa sokmayınız.
-Yerleri sık sık temizleyiniz.
-Islak elle  fiş takmayın,lamba ve ocak  yakmayınız.
-Ocak üzerinden,fırından alınacak her şey için kuru tutaç kullanınız.
-Yiyeceklerin yanına temizlik maddeleri koymayınız.
-Yüksek yerlerden bir şey alınacağı vakit sağlam sandalyeye çıkınız, ayaklarınızın  ucunda yükselmeyiniz.
-Kibriti iyice söndürmeden atmayınız.
-Küçük tamiratlarda kullanılan  ev aletlerinin her zaman  el altında olmasına dikkat ediniz.
Karıncalara Savaş:Karıncalar daha çok mutfağımızın davetsiz misafirleridir.Onlardan kurtulmak için yarım limonu küflendirip karıncaların en çok görüldüğü yerlere koymak gerekir.
Tuz Miktarı:Yemeklere konan tuz miktarı pişen yemeğin çeşidine göre değişir.Sulu ve soslu yemeklere başlangıçta az tuz koyun,yemek pişince tekrar ilave edebilirsiniz.Kırmızı etli yemeğe,iyice piştikten sonra,beyaz etli yemeğe pişmesine yakın tuz koyarsanız yemekler daha lezzetli olur.
Yemek Tuzluysa:Yemek tuzluysa fazla tuzunu almak için,1 adet patatesi soyup yemeğinize doğrayın,birkaç dakika kaynatın.
Yemek Yaparken Elinizi Yakarsanız:Hiç telaşlanmadan buzdolabından buz çıkarın ve bir kova suyun içine bolca tuz doldurun.Yanık kol veya elinizi veya ayağınızı bu buzlu suyun içine sokun.10-15 dakika tutun.Bu süre sonunda hem yanma ve acısı gidecek,hem de iz kalmayacaktır.
Sütünüz Kaymak Tutmasın Diyorsanız:Süt kaynarken içine bir parça tuz atarsanız kaymak tutmasını önlemiş olursunuz.
Sütün Taşmasını Önlemek İçin: Sütü kaynatacağınız tencerenin ağız kısmına sıvı yağ sürerseniz sütün taşmasını önlemiş olursunuz.
Enginarı Muhafaza Etmek:Enginarı bir müddet saklamak istiyorsanız,pişireceğiniz güne kadar onları çiçek gibi suyun içine koyup her gün köklerinden biraz kesip suyu değiştirilmelidir.
Buzdolabı:Buzdolabınızı çözdükten sonra buzluğun etrafında oluşan buzlardan akan suyu biriktirirseniz,saf su olarak arabanızın aküsüne ve buharlı ütünüze kullanabilirsiniz.
Buzdolabına Konmayanlar:Her şey buzdolabına konmaz.Bunların başında kurutulmuş besinler gelir.Mesela; sucuk,pastırma.Dolaba konan sucuk ve pastırmalar kısa sürede küflenir.Bunları dolap dışında ve bütün iseler bir kenara asarak muhafaza etmek gerekir. Ayrıca bisküviler,çiğ patates,soğan,reçel,bal,muz v.b.dolaba konmaz.
Naftalin Kokusu:Dolap ve çekmecelerinize naftalin kokusu sinmişse,bir süngeri alkole ve limon suyuna batırarak,dolaplarınızı silmelisiniz.
Soğan Sarımsak Kokusu:Ellerdeki soğan,sarımsak kokularını giderebilmek için ellerinizi haşlanmış patatesle ovun.
Salata:Salatayı erken yapmanız gerekirse bozulmaması için üzerine nemli bir bez örtün .Sofraya alırken sosunu ilave edin.
Solmuş Salata Yaprakları:Solmuş salata yapraklarını yarım saat kadar ılık suda bıraktıktan sonra soğuk suyla yıkayın.Bu işlemden sonra o soluk salata yaprakları yeni koparılmış gibi dipdiri olacaktır.
Yemek Yaktınızsa:Yemek yanınca,kapkara  olan tencerenin dibindeki tabakayı çıkarmak pek kolay olmaz.Bunun için tencereye su doldurup bolca tuz atarak bir gece bekletin.Ertesi gün bir kaşık sirke katarak kaynattığınızda tencerenin bembeyaz olduğunu göreceksiniz.
Yemek Taşarsa:Yemeğin taştığı yere  bolca tuz serpin.Ocak soğu- yuncaya kadar öylece kalsın.Soğuduktan sonra kolayca temizlenir.
Nar Gibi Tavuk Kızartmak İçin:Fırında tavuk kızartılırken,nar gibi kızarıp lezzetli olması için,2 çorba kaşığı yoğurt,3 çorba kaşığı zeytinyağı,2 çorba kaşığı domates salçasını karıştırıp elde edeceğiniz sosu tavuğun üzerine sürün.
Etleri Yumuşatmak İçin:Limon suyu etleri yumuşatır.Sert etler bile limon suyu ilave edilerek pişirilirse hem yumuşak ve lezzetli olur,hem de çabuk pişer.
Izgara Et:Izgara etin lezzetli olması için,et parçaları,biraz zeytinyağında bekletilmelidir.
Kek Kalıbı:Kek kalıbına yağlı kağıt döşeyin.Kağıdın uçları kek kalıbından yüksek olsun.Keki fırından çıkardığınız zaman,kağıdın uçlarından tutup keki kalıptan çıkarabilirsiniz.
Kek Kalıptan Çıkmıyorsa:Pişirdiğiniz kek kalıptan çıkmıyorsa kalıbın altına ıslak bir bez yayıp biraz bekletin.
Tepsiyi Yağlamadan Önce:Kek yapmak için tepsinizi yağlamak istiyorsanız,önce tepsinizi fırında ısıtıp sonra yağlarsanız,çok daha kolay yağlanır.
Pirinç Saklarken:İçerisine 2-3 diş sarımsak korsanız böceklenmez.
Pilav Yaparken:
-Pirincin bayat olmaması lazımdır.
-Taneler iyi,pilavlık cinsinden olmalıdır.
-Su çekme özelliği normal olmalıdır.
-Pirinç ve su miktarları iyi hesaplanmalı (1,5 misli)
-Pirinç tuzlu,ılık su ile bir süre ıslatılmalıdır.
-Pilav pişirilirken,pirinçleri sıcak suya koyduktan sonra 3 dakika kuvvetli,3 dakika orta  ve daha sonra kısık ateşte pişirilmelidir.
-Suyunu çektikten sonra yarım saat demlenmelidir.
-Pilav pişirilirken karıştırılmamalıdır.
-İçine ince bir dilim limon koyulursa pilav tane tane olur.
Lezzetli Pilavlar İçin:Patlıcan kabuklarını soyduktan sonra,içine sirke ve çok az zeytinyağı konmuş suda bir süre haşlanılmalıdır.Daha sonra istenilen küçüklükte dilimlenip pilav yaparken içine karıştırılırsa,pilav çok daha lezzetli olacaktır.
Ekmek,Bisküvi:
-Ekmeklerin küflenmesini önlemek için,ekmek dolabına birkaç kesme şeker koyun.
-Yumuşayan bisküviler,fırına konursa iki dakikada sertleşir.
-Çeşitli tatlılar hazırlanan tepsiyi unlamak yerine,bisküvilerden arta kalan kırıklar ezilerek kullanılabilir.
Yumurta Kırarken:Yumurtanın akı ve sarısının birbirine karışmaması için buzdolabından çıkarır çıkarmaz kırın.
Makarna Pişirirken:Haşlama suyuna,azıcık sıvıyağ katılırsa hem su kaynayınca taşmaz,hem de makarnalar birbirine yapışmaz.
Patates:
-Patatesleri haşlarken dağılmasından yakınanlar için,bunu önlemek için haşladığınız suya bir çorba kasığı tuz atılması yeterli olacaktır. Ayrıca patateslerin sapsarı olması isteniliyorsa,haşlanılan suya  birkaç damla sirke damlatılması yeterli olacaktır.
-Patatesleri kararmaması için soğuk su dolu bir kabın içine atın.Ama kabuklu patatesi uzun süre suda bırakmayın.O zaman patatesin vitamini suya geçer.
-Tavuğun yanına patates kızartacaksanız,önce tavuğu,sonra aynı yağda patatesleri kızartın.
-Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırmış olabilirsiniz.Bunun için yemeğe birkaç dilim patates atıverin.Bu harika sebze,hiçbir yemeğin tadını ve lezzetini bozmadığı gibi,her yemeğe tat ve lezzet katar.
Un Hakkında Bilmemiz Gerekenler:İyi un çok beyaz ya da sarıya bakan bir renkte olur ve ele yumuşak gelir.Eğer özlü ise avucunuz da sıktığınızda elden fışkırır,Un esmer renkte ve ele kalın geliyorsa, kepekli demektir.Hamur açarken hangi undan olursa olsun iyi açılabilmesi için yarım saatle iki saat arasında dinlendirilmesi gerekmektedir.
Un rutubetli veya çok taze ise avuç içinde kalıp gibi kalır.Böyle unlardan yapılan hamurlar iyi kabardığı gibi su da kaldırır.
Sebzeler:
-Haşlanan sebzelerin vitamin ve minerallerinin çoğu,haşlama suyuna geçer.Çok değerli olan bu su,çorbalarda kullanılabilir.
-Sebzeleri pişirmeden önce bol suda iyice yıkamalıdır.Soyulacak olanlar,yıkandıktan sonra dilimlenir.Sebze yemeğini pişirirken fazla su konmaz.
-Kısa,köklü ıspanaklar daha lezzetli olur.Ispanak yemeği aynı gün yenmelidir.Ertesi güne kalırsa,vitaminleri ölür.
-Ertesi güne bırakılan her yemeğin,beslenme değeri azalır.
-Ağır ateşte pişen yemeğin ve kahvenin tadı daha güzeldir.
Yiyecek Alırken:Bütün yiyecek maddelerinde,ilk aranacak vasıf tazeliktir.Bozulmuş,çürümüş,pörsümüş,özsuları azalmış besinler sağlık için tehlikeli değilse bile zararlıdır.Yemeği ucuza maletmek düşük kaliteli besinler almakla sağlanmaz.Aksine kalite yükseldikçe masraflar daha dengeli bir duruma girer.Yarısından çoğunu atacağınız patates veya domates yerine,biraz daha pahalısını almakla siz karlı çıkarsınız.Tazelik,yiyeceklerin lezzet ve tadına da tesir edecektir.Mesela,suyu çekilmiş iki salkım üzüm yerine,kütür kütür ve dipdiri bir salkım üzüm yemek daha iyi bir beslenmedir.
Yorulan Gözlere Doping:Yorulan gözlerinizi dinlendirmek için her biri 100‘er gram olmak üzere kuru papatya,kuru peygamber çiçeği ve gülsuyunu kaynatıp süzerek bu suyla gözlerinize kompres yapın. Ağrı ve kırmızılıktan eser kalmaz.
Dişlerinizin Bembeyaz Olmasını İstiyorsanız:Bunun için dişlerinizi fırçalamadan önce  tuzla ve hemen ardından da  macunla fırçalarsanız bembeyaz dişleriniz olacaktır.
Mumların Daha Uzun Ömürlü Olması:İçin Mumları kullanmadan önce iki saat derin dondurucuda bekletirseniz daha uzun ömürlü olurlar.
Etiket İzi:Çeşitli eşyaların üstündeki etiket izini mobilya cilası sürüp kuru bezle silerek çıkarabilirsiniz.
Plajda Bol Bol Yürüyün:Ayaklarınızın daha yumuşak olması için bütün kış ponza taşı ile ovuyorsunuz.Fakat bunun sık yapılması,ayak derisinin yıpranmasına yol açabilir.Yazın plajda kumlarda bol bol yürüyün.Kum,ponza taşının yaptığını yapacaktır.
           BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Kadınlar Neden Erkeklerden Daha Kolay Bayılır? Bunun sebebi,hissi olmaktan ziyade,fizyolojiktir.Biyologlara göre,bir kadının kanında,erkeğinkine göre daha fazla su,buna karşı daha az alyuvar  bulunmaktadır.Bu durum,eşit şartlar altında,bir kadının kanındaki oksijenin daha çabuk tükeneceği,dolayısıyla da kadının erkeğe göre daha kolay bayılacağı manasına gelmektedir.
Dünya Güzellik Yarışması Nasıl Başlamıştır? Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen en güzel kızların yarıştığı Dünya Güzellik Yarışması (Miss World) fikri 1951 yılında Eric D.Morley tarafından ortaya atılmıştır.Düzenlemesi Macca Organizasyon tarafından yürütülen ve önceleri Britanya festivalinin bir parçası olarak düşünülen bu yarışma,daha sonraları çocuk derneklerine yardım amacıyla devam etmiş,giderek de gelenek halini almıştır.İsveçli Kiki Haakonson bu ünvanın ilk sahibidir.
Rupofobi Nedir? Fobi adıyla bilinen korkulara çok kişide rastlanır.Korku krizleri,baş dönmesi,mide bulantısı,terleme,çarpıntı şeklinde kendini gösterir.Birçok kişi bu korkunun sebepsiz olduğunu bile bile ondan kurtulamaz.Bu fobilerden biri de “Rupofobi” dir.Çok yaygın olan “Rupofobi” de insanlar,başkalarının ellerini sıkmaktan çekinirler,çoğu zaman evlerinden başka yerlerde tuvalete bile girmek istemezler.
Çeşmibülbül Nedir? Çeşmibülbül,eski Türk cam sanatının en parlak dönemlerinde yapılan bir işleme çeşididir.Çeşmibülbül,sırf  cam değildir.Vazo,güllabdan,sürahi,bardak şeklinde yapılan çeşmibülbüller de yol yol,döne döne yükselen billur ve fayanslar kullanılmıştır.Fayanslar süt beyazı ve yarı saydam,billurlar ise renkli veya alacalı ve saydamdır.Bu sanatın en güzel  örnekleri bugün Topkapı Sarayında sergilenmektedir.
Yeryüzünde Hayat,İlkönce Nerede Başlamıştır? Büyük bir ihtimalle,sahil yakınlarındaki ılık ve sığ gölcüklerde başlamıştır.
Yaşları İlerledikçe İnsanlar Küçülür Mü? Fizyologlara göre,30’undan sonra evet insanlar küçülür.Mafsalların arasında ki kıkırdakların kurumağa başlaması,insanların boyunu kısaltır.
İnsan Gözü Ne Kadar Rengi Ve Ne Kadar Renk Tonunu Ayırt Edebilir? Bilim adamlarına göre insan gözü takriben 2 000 000 renk ve renk tonunu ayırt edebilir.Bunların ancak 3400’ü tespit edilmiştir.
Dalton Hastalığı Nedir? Dalton hastalığı «Renk Körlüğü» denilen bir görme bozukluğudur.Hastalığı keşfeden İngiliz fizikçisi Dalton olduğundan  bu ad verilmiştir.Gözlerinde renk körlüğü olanlar,ya renkleri hiç göremezler ya da bazı renkleri özellikle kırmızıyla yeşili birbirinden ayırt edemezler.Kalıtım yoluyla geçen ve özellikle erkeklerde görülen bu rahatsızlık zararsızdır fakat renk körü olan insanların araba kullanmaları sakıncalı olabilir.
İnsanı Niçin Gıcık Tutar? Gıcık,boğazda hissedilen ve insanı öksürmeye zorlayan bir tahriştir.Genellikle,soluk borumuza  herhangi bir sıvı ya da toz vb.kaçması sonucu ortaya çıkar.Çünkü soluk borusu hiç bir yabancı maddeyi kabul etmez ve atmak için derhal harekete geçer.Geçici olarak gelen gıcık,yabancı cismin atılmasıyla  sona erer.Ancak  insanı da soluk alamama ve boğulma hissiyle hayli rahatsız eder.Gıcık,herhangi bir rahatsızlık,sigara ya da kimyevi madde buharından da meydana gelebilir.Özellikle faranjit,laranjit gibi hastalıklarda gıcık dakikalarca sürebilir.
Saç Dökülmesi Normal Midir? Hemen herkesin zaman zaman şikayetidir saç dökülmesi.Bu durumun çeşitli  sebepleri olabileceği  gibi,mevsimlerle de ilgisi vardır.Güneşli yaz aylarında azalan saç dökülmeleri,sonbahar ve  kış aylarında daha  bir artış gösterir. Ancak unutmamak gerekir ki başımızda ömrü  3,5-4 sene olan 80 ile 120 bin arasında saç kılı bulunur.Günde ortalama 30-40 saç telinin dökülmesi normaldir.
İlk Kan Bankası:Bu gün bilinen ilk kan bankası,1931 yılında Moskova Acil Yardım Hastanesinde Profesor Sergey YUDİN tarafından kuruldu.« Kan Bankası » deyimi ise,1937 yılında Chicago’daki Cook County Hastanesi Kan Merkezi’ni kuran Bernard Fantus tarafından kullanıldı ve daha sonra deyim,dünya çapında yerleşti.
İnsandan İnsana İlk Kan Nakli: Bir insandan bir başka  insana kan nakletmeyi ilk akıl eden ve bunu başaran kişi,dönemin dahi doktoru 28 yaşındaki Thomas Blundell’dir.Bu genç bilim adamı,1818 yılı Eylül ayında Londra’daki Guy’s Hospital’da kendi buluşu olan ince bir şırınga aracılığı ile değişik kişilerden aldığı taze kanı,ölmek üzere olan bir hastasına aktardı.Ne var ki,kan nakline ilişkin birtakım bilimsel sorunlar bir yana,söz konusu hasta zaten ölümün eşiğindeydi ve deneme doğal olarak başarısızlıkla sonuçlandı.Ancak 10 yıl sonra Doktor Brundell,sağlıklı insanlardan aldığı taze kanla bir başka insanı yaşatmayı başardı ve bu konuda tıp biliminde çığır açarak kendisinden sonra gelecek meslektaşlarına öncülük etti.
Kan Nakliyle Kurtulan İlk İnsan: Kan nakli sayesinde bir hastanın hayatının kurtulmasına ilk kez 1825 yılında Londra’da tanık olundu.Dr.Doubleday,şiddetli bir iç kanama geçiren bir kadın hastasına,başka insanlardan aldığı yaklaşık 750 gram taze kanı aktardı ve bu kadını kurtardı.İyi denetlenebildiği takdirde kan naklinin başarılı sonuç verebileceğini kanıtlayan bu ilk denemeye karşın hala aşılması gereken iki büyük engel vardı.İlk kez 1900 yılında Viyanalı doktor Karl Landsteimer,kan gruplarını belirledi. Böylece doktorlar,hangi kişilerin kime kan verebileceklerini öğrenmiş oldular.Bu bilginin pratik olarak uygulanabilmesi için aradan yıllar geçmesi gerekti.1907 yılında Norveçli Doktor Jansky, ilk kez kan gruplarını bugün bilinen anlamıyla tam olarak ayırdı.Ertesi yıl,New York’lu Doktor Rueben Ottenberg,bir insandan bir başkasına kan nakletmeden önce,kan grubunun belirlenmesi gerektiğini ve bunun nasıl yapılabileceğini göz önüne serdi.
İlk Antibiyotik Hangisidir? Bitkilerden ,özellikle küf mantarından elde edilen antibiyotikler,tedavisi zor bir çok ilacın kesin çaresidir.Mikropların büyümesini, çoğalmasını önler,onları kesinlikle yok ederler.Mikropların vücut içinde etkisiz hale getirilmesi ancak antibiyotiklerle mümkün olmuştur.Penisilin,1929 yılında İngiliz bilim adamı Dr.Fleming tarafından  keşfedilen ilk antibiyotiktir. Fakat,zatürre,difteri,menenjit,tetanoz ve streptokok veya stafilokok gibi mikropların yaptığı yaralara,iltihaplara karşı kullanılan bu antibiyotik ancak 1941 yılında uygulanmaya başlanmıştır.
Narkoz Genişliği Nedir? Narkoz ilaçla sağlanan bayılma halidir ve yaşayan bir hücrenin uyarılma,hareket,çoğalma,besin alış-veriş gibi işlemlerini  bir süre ağırlaştırma veya  durdurma olayıdır.Narkoz için kullanılan ilaçlar yani narkotikler beyindeki bütün merkezleri aynı şekilde etkilemezler.İlaçlar dozu azken duyuyu ,şuuru,tepkileri yok eder.Doz yükseldikçe omurilikteki merkezleri de etki altına alır.Daha yüksek doza çıkıldığında ise solunum durur.Bütün hayati merkezleri durduracak dozda narkoz verilirse,hasta ölür.Anesteziyi sağlayan miktarla,hayati merkezleri etkileyen miktar arasındaki mesafeye ‘Narkoz Genişliği’ denir.
İlk Kahve:Kahveyi ve yararlarını ilk belirleyen kişi,ünlü Türk bilgini İbni Sina’dır.İbni Sina M.S.1000 yılında kahveyi keşfetti ve ona «bunc» adını verdi.Bu isim,bugün Etiyopya’da hala kullanılır. Kahve,yüzyıllar boyunca,tıpta ilaç olarak kullanıldı.16.Yüzyıldan itibaren Ortadoğu ülkelerinde keyif verici,sosyal bir içki olarak kullanılmaya başlandı.
İlk Kahvehane: İlk kahvehane,1554 yılında Şam’dan gelen Hakim ve Cem adlı iki tacir tarafından İstanbul’da açıldı.Daha sonra sayıları hızla arttı.Bu kahvehanelere,«aydınlar okulu» Anlamında «mekteb-I irfan» deniliyordu.Sütle birlikte içilen kahve servisi yapan ilk kahvehaneyi ise,1963 yılında Polonyalı gezgin Franz  Georg Koishitsky Viyana’da açtı.Viyana usulü kahve denilen ve yalnızca haşlanmış kahve suyundan oluşan telvesiz kahvenin mucidi de odur.
Dünyadaki Bitkiler İçinde En Tatlı Bitki Hangisidir? Dünyanın en tatlı bitkisi Paraguay’da çıkan ve botanik ismi Enpatorium Rebaudianum olan bir bitkidir.Bitki gövdesinden çıkan 1 gram usare  aynı miktar şekerden 300 kat  daha kuvvetlidir.Tek bir damlası bir bardak  çayı tatlandırmağa yeter.
Vitamin Kelimesi Neden İleri Gelmiştir? Vitaminlerin ne olduğunu keşfetmelerinden çok evvel,bir bilginler,gıdalarımızın yalnız,karbonhidratlardan,yumurta akı ve yağlardan müteşekkil olmadığının farkına varmışlardı.Zira bu üç maddenin saf şekilleriyle beslendikleri takdirde, denek hayvanları süratle kilo kaybediyor ve çok geçmeden ölüyorlardı.Sütle beslendikleri takdirde,mükemmel gelişiyorlardı.Araştırmacılar bunun üzerine,sütün içinde,hayati değeri olan özel bir madde bulunması gerektiği sonucuna vardılar.Bu maddenin neye benzediğini bilmedikleri için,sütün “Amin” denilen başka bir unsuruyla alakası olduğuna hükmettiler.Latincede hayat manasına gelen “vita” kelimesini alarak “amin” kelimesiyle birleştirdiler ve hayat için elzem meçhul maddeye “vitamin” adını taktılar.
Peçeteyi İlk Defa Kim Kullanmıştır? Çatal,kaşık,bıçak kadar peçete de ayrılmaz bir parçadır soframızda.Çatal ilk defa m.s.1100’de italyada asiller tarafından konmuştur masaya.Bıçaksa ilk olarak 1600’de ingilizler tarafından yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.Peçete ise ilk defa 7.Şarl zamanında Fransa’da almıştır sofradaki yerini ve bugün 400 ayrı katlanış biçimi vardır.
İlk Otomobil Yarışçısı Kadın Kimdir? Otomobil yarışı,süratten ve tehlikeden hoşlananların sporudur.Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinde düzenlenen ve milyonlarca meraklı tarafından izlenen bu yarışların ilki 1894 yılında Fransa’da yapılmıştır.Daha çok erkekler tarafından rağbet gören araba yarışlarına katılan ilk kadın yarışçı ise Madam Laumaille’dir.Bu cesur kadın 1898’de yapılan ve iki gün süren Marsilya-Nis yarışında 4.Olmuştur.
Nilüfer köprüsü:Dünyada ilk olarak bir kadın tarafından  yaptırılıp ad verilen köprüdür.
İlk Saban:Saban,yeryüzünde uygarlığın gelişmesine neden olan en önemli araçlardan biridir.Tarih boyunca,birçok bölgenin yerleşim alanı haline gelmesi,ancak buraların sabanla fethinden sonra mümkün oldu.Sabanın icadından önce Ortadoğu’daki çiftçiler,toprağın yüzeyini odun parçaları ile deşerek ekilebilir hale getiriyorlardı.Bu yüzden ekim alanları,kısa süre içinde besleyicilerden yoksun  hale geliyor ve verimliliklerini yitiriyorlardı.M.Ö.3500 yıllarında sabanın bulunmasıyla bu durum değişti.Saban,toprağın karnını daha derinden yarıyor ve böylece,bitki köklerinin iyice derinlere inmesine ve kolayca beslenmesine olanak sağlıyordu.Bunun sonucu,olağanüstü bereketli  bir hasattı.Ekim kolaylaşıp ürün bollaşınca,insanlar tarımdan başka işlere ve zanaatlara da yöneldiler.Ayrıca,toprakları uzun süre verimli kalabildiği için ekim yaptıkları yerlere yerleştiler. Böylece ,köyler ve kentler doğdu.Ortadoğu’nun yumuşak topraklarında,saban tahta bıçağı,rahatça derinlere inebiliyordu. Ancak,Avrupa’da bu kolay değildi.Bu nedenle,özellikle Kuzey Avrupa’da uygarlık çok ağır bir gelişim gösterdi.Ancak,M.Ö.500 yılında sabana demir bıçağı takmayı akıl edebilen Avrupalı,bol ürüne kavuştu ve ondan sonra,uygarlık konusunda Ortadoğuyla yarışabilir hale geldi.
İlk Balık Çiftliği: İlk balık çiftliği,günümüzden 5 bin yıl önce Çin’de kurulmuştur.Nehirlerde yakalanan  sazan ve kefal balıkları,yapay havuzlara canlı olarak getirilip buralarda çoğaltılmıştır.Avrupa’da  balık çiftlikleri,ilk kez Roma’lılar tarafından kurulmuştur.Ortaçağ’a gelinceye değin,Avrupa’da bu çiftlikler çok yaygınlaşmamıştır. Ortaçağ’la birlikte özellikle büyük manastırların yörelerinde besin gereksinimini karşılamak için balık üretimine başlanmıştır.Ancak 19.Yüzyıldan itibaren Avrupa’da yeni açılan yollar aracılığıyla deniz kıyılarına ulaşım kolaylaştı ve insanlar balık gereksinimlerini denizden karşılamaya başladılar.
Hangi Balık Hangi Ayda Yenir? Hemen her mevsim mutfağımızdan eksik olmayan balıkların yeneceği mevsimi bilmek önemlidir.Soğuk havaların  başlangıcı olan Kasım ayında barbunya ve lüferin ızgarası,diğer balıklarınsa buğulaması yenir.Bu aylarda palamut ve torik fazla yağlanmıştır.Aralık ayı hamsi,uskumru ve istavrit yemenin tam zamanıdır.Ocak’ta yenecek en iyi balık  hamsidir. Ayrıca  Ocak ayı mezgit,kırlangıç,barbunya,tekir,uskumru ve istavrit yemenin de zamanıdır.
Trakonya Çok defa balıkçıların ağlarından çıkan,oltalara gelen bu balıklar bilinmeyerek elle tutulduğunda,tutulduğu yeri yaralayarak zehirlenmelere sebebiyet verir.Zehiri çok kuvvetlidir.İnsanı kıvrandırır.Boyları 20-40 santimetre kadardır.Sırtları kırmızımsı gri renktedir.Bu balıklardan kum trakonyası kumlara,gömülü olarak bulunur.Sığlık yerlerde denizde yürüyenlerin ayağına zehirli dikenleri batırmak suretiyle zehirlerler.Bu zehirlenmelerin tedavilerinde kesilen yerde fazlaca  kan çıkartılır ve amonyakla iyice pansuman  yapılır.Sonra da potasyum  permanganat mahlulu ile bu yaraya çok yakın bir yerden enjeksiyon yapmak  gerekir.

En Eski Nota:Sümerler’den kalma bir ilahidir.Tahta üzerine kazılmıştır.Amerika’da Pennsylvanya Üniversitesinde saklanmaktadır.
En Eski Milli Marş:Dünyanın en eski milli marşı,Japon’larındır. (Kimigaya) 9.Yuzyıldan beri kullanılmaktadır.
En Eski Piyano: 1720 yılında,Bartolommeo Christofori adında bir İtalyan tarafından yapılmıştır.Bugün halen Floransa müzesinde muhafaza edilmektedir.
Piyangoyu İlk Başlatan Toplum Hangisidir? Numaralı biletler satıp,karşılığında ikramiye olarak para veya eşya verme esasına dayanan piyangolar,eski Roma’lıların buluşudur.Daha sonra  I.François zamanında  Fransa’da peşinden İngiltere’de görülen bu şans oyunları giderek bir hastalık gibi bütün dünyayı sarmıştır.
En Uzun Opera: Richard Wagner’in (1813-1883) «Parsifal» isimli operası,en uzun süren operadır.Normal bir temsili 4 saat 40 dakika sürer.
En Büyük Orkestra :1948 yılında Norveç’de milletlerarası gençlerden meydana gelen“Okul Orkestraları Topluluğu” dur.12.000 kişiden kurulu idi.
Pramitlerin Esrarı: -Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir.Ve bu taşları  temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır.Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.
-Piramit kimin adına yapıldıysa,onun bulunduğu odaya,yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(doğduğu ve tahta çıktığı günler)
-Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan; mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.
-Piramitlerin içerisinde ultra sound,radar,sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.
-Kirletilmiş suyu,bir kaç gün "Piramit" in içine bırakırsanız;Suyu arıtılmış olarak bulursunuz.
-Piramit'in içerisinde süt bir kaç gün süre taze kalır ve onunda bozulmadan yoğurt haline gelir.
-Bitkiler Piramit'in içinde daha hızlı büyürler.
-Piramit’in içine bırakılmış su 5 hafta sureyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.
-Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku neşretmeden Piramit içinde mumyalaşır.
-Kesik,yanık,sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit'in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.
-Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur.Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu yada aynı yerde bir kaç tur attılar fakat içlerini göremediler.
-Piramitlerin içi yazın soğuk,kışın sıcak olur.

Kanguru: 1700'lü yıllarda yaşayan İngiliz Denizci James Cook,sosyete adalarını ve Yeni Zelanda'yı keşfedip,haritalarını çizdiği 1769 yılında,Avustralya'nın doğu kıyılarını da ortaya çıkardı...Kaptan Cook,bitki örtüsünün zenginliğinden ötürü "Botany Bay" (botanik  koyu) adını verdiği koyda,Avustralyalı yerlileri ilk gören yabancı oldu.Yerlilerle el kol hareketleri ile güçlükle anlaşabilen James Cook,karınlarındaki ceplerinde yavrularını taşıyan ve arka ayakları üzerinde zıplayarak hareket eden uzun kuyruklu hayvanları görünce,yine el kol hareketleri ve çeşitli işaretlerle bunların adlarının ne olduğunu sordu.Yerlilerin "kanguru" demesinden sonra da bu hayvanları dünyaya "kanguru" olarak tanıttı...Aradan 50 yıla yakın bir süre geçtikten sonra,1800'lerin başında,"kanguru" sözcüğünün gerçek anlamı anlaşıldı.... "Kanguru",Avustralyalı yerlilerin dilinde;"ne demek istiyorsun yabancı?" anlamına geliyordu.
Olağan Dışı Olay Ve Ölümler.
-Sigara tutkusu ölüm getirdi: Florida'da Abraham Mosley (64), sigara tiryakiliği yüzünden gırtlak kanserine yakalanmıştı ve ses telleri alındığı için konuşamıyordu.Buna karşın sigara içmekten vazgeçmeyen Mosley,ocaktan tutuşturduğu bir kağıtla purosunu yakmaya çalışırken boynundaki gazlı bezler alev aldı,daha sonra pijaması tutuştu.Sesi çıkmadığı için yan odada uyuyan kız kardeşini uyandıramadı.Evde yangın olduğu anlaşılıncaya kadar Mosley yanarak öldü.(Mayıs1997,Hürriyet)
-Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesinde çiftçi Gazi Anamur (42),kestiği ağacın altında kalmamak için kaçarken,bir başka ağaca kafasını çarparak beyin kanaması sonucu öldü.(Ocak 1997,Son Havadis)
-Tren geldi,rüzgar esti,öldü: İstanbul,Pendik'te,Hatboyu Caddesi'nde tren yolundan karşıya geçmek için demiryoluna gelen Yüksel Taşkın (41),Pendik yönünden banliyö treninin geldiğini görünce cadde üzerinde bulunan derenin kenarında beklemeye başladı.Trenin geçmesiyle oluşan rüzgarın şiddetiyle dengesini kaybeden Taşkın,yaklaşık 3 metre yükseklikten dereye yuvarlandı. Düşme sonucu başını çarpan Taşkın beyin kanaması geçirerek olay yerinde öldü.(Nisan 1993,Cumhuriyet)
-Metan gazı zehirlenmesinden : İngiltere,Londra'da yaşayan Suudi Arabistanlı Mohammed al-Assad yatağında ölü bulundu.Al-Assad'ın komşularından elde edilen bilgilere ve daha sonra yapılan otopsi sonucuna göre,Al-Assad'ın aşırı biçimde lahana ve fasulye yediği, yatak odasının küçük ve havasız olmasından ötürü metan gazı zehirlenmesinden öldüğü anlaşıldı.(Ağustos 1995,Associated Press) Kaynak: Bütün Dünya)
                  Şaşırtıcı Gerçekler!!
-Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor.Sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada  Olduğunuzu anlamamalarını sağlıyor...
-Dişçiler diş fırçalarının tuvaletten en az iki metre uzakta tutulmasını tavsiye ediyorlar,sıçrama nedeniyle havaya karışan partiküllerden fırçanızın korunması için!!
-Maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazla insanın ölmesine neden oluyor!!!
-Boeing 747'nin kanatları uçakla uçmayı ilk başaran Wright kardeşlerin uçtuğu mesafeden daha uzundur.
-Amerikan Havayolları 1987 yılında first-class da sunulan salatalardan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40.000 $ kar etmiştir.
-Michael Jordan bir yılda Malezya'daki Nike fabrikasında çalışan tüm işçilerin toplam gelirinden daha fazla gelir kazanmaktadır.
-Taze kakao içinde bulunan sıvı kan plazması yerine kullanılabiliyor!!
-Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.
-Hiçbir kağıt parçası 7 defadan fazla ikiye katlanamaz!!
-Uyurken TV izlerken olduğundan daha fazla kalori harcarsınız!!
-Meşe ağaçları elli yaşından önce palamut vermez.
-Üzerinde bar kodu bulunan ilk ürün Wrigley's marka sakızdı.
-Kupa papazı bıyıksız olan tek papazdır!!
-Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar!
-Marlboro şirketinin ilk sahibi akciğer kanserinden öldü!
-Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir!!
-Ördeklerin vak sesi yankı yapmaz,nedenini de kimse bilmez!!
-İnekler merdiven çıkabilir,ama inemezler!!
-Marilyn Monroe'nun altı adet ayak parmağı vardı!!
-Barbie'nin tam adı Barbara Millicent Roberts'dir.
-Walt Disney'in kendisi fareden korkardı!
-İnci sirkeye konulursa erir!!
           Hepsi Gerçek Olaylardan Alınmıştır.
-Exxon'a ait bir petrol tankeri Kanada açıklarında battıktan sonra, iki tane deniz ayısı 80.000 dolar harcanarak temizlenmiş ve büyük bir törenle denize  bırakılmışlar.Tam 2 dakika sonra herkesin gözleri önünde bir mavi balina deniz ayılarını yemiş.
-New York'ta yaşayan bir psikoloji öğrencisi kız boş odasını bir marangoza kiralar.Amacı onunla konuşup,adamın davranışlarını incelemek.Ama iki hafta sonra marangoz kızı bir balta ile parçalar.
-Bonn'da iki gösterici,domuzların kesimevine barbarca götürülüp orada kesilmelerini protesto ederken,domuzların bulunduğu yerin kapıları kırılır ve 2000 domuz kaçışırken,iki göstericiyi ezerek öldürürler.
-Amerika'da kadının biri evine gelir ve kocasını mutfakta titrerken görür.Belinden su-kaynatıcıya  doğru bir kablo gitmektedir.Kadın hemen kalın bir tahta parçası bulur ve adamın koluna vurarak onu elektrik şokundan ayırmaya çalışır.Adamın kolu iki yerinden kırılır. Sonradan anlaşılır ki,kocası orada mutlu bir şekilde wallkman dinliyordur.
-Bir terörist postaya bombalı-mektup verir.Posta ücreti eksik ödendiği için mektup kendisine geri postalanır.Her şeyi unutan terörist mektubu açınca parçalanarak ölür.
Bir Kapıdan Önce Kim Girmelidir?

Bir araca binerken,bir binanın kapısından içeri girerken,önce bir erkekle birlikte yürüyen kadın ardından da erkek girer.Ancak bozuk yollarda ya da engebeli arazide,erkek önden yürür.Ne var ki bu kurallar abartılmamalıdır. Çünkü eşit haklara sahip günümüz kadını,kendisine bu tür özel ayrıcalıklar tanınmasından hoşlanmayabilir.O zaman ısrar edilmemelidir.
-Bir kadın içeriye girerken,eğer kapı oldukça  ağır ve kapalı ise erkek kapıyı açarak kadının içeri girmesini sağlar.Ama normal bir kapıyı kadın da pekala iterek açabilir. 
                    Telefon Adabı:
-Telefon eden önce kendini tanıtmalı,sonra da kimi istediğini söylemelidir.
-Telefon eden kimsenin,önce kapatması lazımdır.
-Telefon kısa konuşmalar içindir.Uzun uzun sohbet etmek hoş değildir.
-Bir eve çok geç veya çok erken telefon etmek,uygun olmaz.
-İş yerine telefon edildiğinde kısa konuşmalı ve özel konulara girilmemelidir.
-Bir yere telefon edip,garip sesler çıkarıp Bil bakalım,ben kimim? gibi sorular sorulmamalıdır.
-Aradığınız kişiyi bulamayınca,cevap verene mutlaka adınız,telefon numaranız bırakılmalı.Birisi sizi aramışsa ilk fırsatta onu aramalıdır.
-Telefonda çok yüksek sesle konuşulmamalıdır. 
Birisiyle Tanıştırılırken Unutulmamsı Gereken Üç Kural Nedir?
-Daima  erkek,kadına tanıştırılır.
-Genç bir kimse,daha yaşlı olan kişiye takdim edilir.
-İki kişiden daha az kıdemli olan,daha kıdemli olan kimseye takdim edilir.Örn; Sayın Vali,sizi Okul Müdürü  xx  Bey‘le tanıştırayım.Yeni Tanıştığınız Bir Kişi İle Sohbet Yeni tanışılan birisiyle konuşmaya başlamak oldukça zordur.Kimi zaman sadece  isimler,meslekler söylenmekle yetinilir tanıştırmalarda.Sonra da havadan,sudan laf bulup konuşma yapabilmek için iki taraf da zorlanır.Oysa bu tanıştırma işlerinde usta tecrübeli kişiler tanıştırırken söze başlamayı kolaylaştırıcı bilgileri de sıkıştırıverirler araya.Örn; size xx kişiyi tanıştırayım.Kendisi de sizin gibi bankacı,tiyatrodan hoşlanır vb.Böylece ortak bir konuşma konusu bulmalarına yardımcı olmuş olur.
Hediye Verirken Göz Önünde Tutulması Gereken Bazı Noktalar Nelerdir?
-Bir evde ya da büroda birkaç kişiye birden hediye verildiği zaman kutuların üzerlerine,verilen kimsenin adı yazılmalıdır.Böylece benzer kutuların birbirine karışması önlenmiş olur.
-Yakın kimseler arasında birine hediye  verilmeden önce  o kimsenin  ne istediği sorulabilir.Böylece,daha isabetli bir karar alınmış olur.Ama gerektiği zaman sürpriz yapmak da  düşünülebilir.
-Verilen bir hediye artık unutulmalıdır.Yani,gelininize bir salata tabağı hediye etmişseniz,onlara her yemeğe gidişinizde,“Sana verdiğimiz salata tabağını kullanıyor musunuz?” gibi sorular sormayın.Belki de kırılmıştır.Ya da gelininizin zevkine uymuyordur.  
Restoranlarda Yemek Yerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
-Bir restorana  gitmeden önce yer ayırtmış olmak akıllıca bir harekettir.Özellikle birilerini yemeğe çağırmışsınız,restorana gittiğinizde,geriye dönme ya da uzun uzun bekleme rizikolarını önlemiş olursunuz.Bir rezervasyon yaptıktan sonra planınız değişirse rezervasyonu zamanında  iptal ediniz.
-Bir restoranda yemekler ısmarlanırken bir erkek ailesini temsil edebilir.Herkesin ne istediğini sorduktan sonra,garsona siparişi verir.Ama kalabalıkça bir grupta,garsonun herkesin  siparişini ayrı ayrı alması da uygun düşebilir.
-Birisi tarafından bir restorana davet edilen bir kimse,yemek siparişini  davet eden kimseye bırakmalıdır.Onun durumunu bilmeden  pahalı yemekler istememelidir.Ama davet eden kimse,ısrarla istenilen yemeklerin seçilmesini söylerse,o takdirde daha serbest davranılabilir.
Bir Kadınla Yürürken Şemsiyeyi Kim Tutar? Bir şemsiyenin nasıl kullanılacağını bilmemiz gerekir.Bir erkek bir kadınla yolda yürürken,şemsiyeyi ikisi için erkek tutmalıdır.Ama çok uzun boylu bir kadın,eğer varsa kendi şemsiyesini kendi kullanır.Ayrıca şemsiye uçlarının kimseye değmemesine dikkat etmek gerekir.Şemsiyeyi kapatınca onu yere dik biçimde tutun ya da kolunuza asın.Yatay şekilde tutarak gelip geçene çarpmasına mani olmak gerekir.
Çocuklarımıza Güzellik Konusunda Neler Söyleyebiliriz?
-Her insan güzeldir.Gene de gerçek güzellik içimizdedir.Bunun çocuklara öğretilmesi gerekir.Genellikle insanlar güzelliği başkalarının sevgi ve saygısını kazanmak için özlerler.Oysa bunları elde etmemiz için,her toplumda sürekli olarak değişip duran güzellik simgelerine sahip olmak değil,Tanrı’ nın herkese eşit olarak dağıttığı insani değerleri ve ahlak güzelliklerini ortaya çıkarmak yeterlidir.
-Ama sadece vücut ve yüz güzelliğini ele alacak olursak,temizliğe, uykumuza,beden hareketlerine,duruş biçimimize dikkat ederek güzellik konusunda da göze çarpar bir duruma gelebiliriz.
-Yoldan geçen iki insana arkalarından bakalım.Bunlardan biri dik ve rahat bir şekilde yürüyor,diğeri ise kambur bir vaziyette gidiyorsa,muhakkak ki birinci kimse bize çok daha güzel görünür.
Çocuklara Temizlik Konusunda Neler Öğretmeliyiz?
-Bizi yeni tanıyan bir yabancı,kılık kıyafetimize ve elimizin yüzümüzün temiz olmamasına göre hakkımızda bazı kanaatler edinir.Bu kanaatlerin olumlu olması bizim elimizdedir.
-Hem sağlığımız hem de toplumda iyi bir yer sağlayabilmemiz için temizlik ilk şarttır.
-Vücudunuzu sürekli olarak temiz tutunuz.Su ve sabundan kaçmayınız.Bunlar hem mikropları öldürürler,hem de yüzünüze, saçlarınıza ve cildinize güzellik verirler.
-Her sabah yüz yıkanılmalı,gün boyunca da,oyunlardan sonra,çok  terlenildiğinde  el ve yüz tekrar yıkanılmalıdır.
-Tırnaklar uzatılmadan kesilmelidir.
Çocuklarımıza Giysilerini Temiz Tutmaları Konusunda Neler Öğretmeliyiz?
-Çocuklarımızı temiz tutmalı,her banyodan sonra temiz çamaşır giydirmeliyiz.
-Okulda,mahallemizde,kimi çocukların giydiği yeni moda giysilere özenip aynılarından alınması için çabalamamalıyız.(Önemli olan uygun,yakışan ve temiz giysiler giyinmektedir.Bu konuda genellikle anne ve babalar iyi örnek olamamakta,pahalı ve kullanışsız giysilere para harcamaktadırlar.)
-Giyimde sadelikten uzaklaşmamalı,herkesin dikkatini çekici, gösterişli giysilerden kaçınmalıdır.
-Modadır diye vücudumuzu rahatsız eden,kan dolaşımınızı olumsuz olarak etkileyen daracık giysileri almayınız.
-Giyinirken içinde bulunacağınız ortamı da göz önünde tutmalısınız.Okulunuza mı gideceksiniz yoksa pazara mı gideceksiniz.
Çocuklara Giyim Konusunda Neler Öğretmeliyiz?
-Her zaman işitiriz.Önemli olan şey giysilerimizin pahalı ya da son moda olup olmaması değil,temiz yırtıksız ve bedenimize uygun olmasıdır.
-Giysilerimiz de bedenimiz gibi temiz tutulmalıdır.
-Giysilerimizi temiz tutabilmek için,kirli ellerimizle onlara dokunmamalıyız.
-Tozlu,kirli ya da çamurlu yerlere oturmamalıyız.
-Duvarlara ya da park etmiş olan arabalara sürtünmeden yürümeliyiz.
-Yemek yerken üzerimize çorba,tatlı,yağ gibi besin maddelerini dökmemeye  çalışmalıyız.
-Evimizdeki elbise fırçasıyla,ya da kendi özel fırçamızla sık sık giysilerimizi temizlemeliyiz.
Çocuklarımıza Saygılı Olmayı Nasıl Öğretebiliriz?
-Kız olsun erkek olsun bütün çocuklar,büyüklere olduğu kadar birbirlerine de saygılı davranmalıdır.
-Özellikle erkek çocuklara,yumuşak başlılığın pısırıklık olmadığı anlatılmalıdır.
-Birisiyle konuşurken,karşımızdaki kimsenin sözü bitmeden,konuşmaya başlamamalıyız.
-Bir ziyarete gidince ya da bir restorana girince  en iyi yeri kapacağım diye çalışılmamalıdır.
-Başkalarının hatalarından ya da kusurlarından söz edilmemelidir.
-Bize anlatılan şeyler dinlenilmelidir.
-Öfkelenildiği zaman bu aleni bir şekilde belli edilmemelidir.
-Başkalarının konuştuğu şeylere kulak kabartılmamalıdır.

Web Hosting Hiz